Bir karakter örneğini irdeleyelim; İsmailAmasyalı…
Bu şahıs; eski DYP milletvekili.Süleymancılık cemaatine mensup.Şimdi CHP milletvekili olmak için başvuruda bulunmuş.
Hürriyet.com.tr deki demecini okuyalım:
“Cemaatler siyasi kuruluş ya da tarikat değil. Ülke ihtiyaçları için meydana gelmiş, akil, zengin insanlardan oluşan kitle. Cemaatler mevcut sistem içinde hayatını sürdürmeye çalışır. Devletle, sistemle ihtilaf içinde olanların yanında yer almazlar. 2002 seçimlerinde halk, yeni parti altında oyunu kullanmak istedi, radikal mi değil mi bakmadı. AKP’ye verdi. Ancak AKP radikal bir parti, merkez partisi değil. Cemaatler ordu, anayasal kuruluşlar ile ihtilafa girmek istemezler. Cemaatlerin oyunun hangi partiye yöneleceğini anlamak için adayların belirlenmesini beklemek lazım. Cemaatler adaylara göre hareket edecekler. Cemaatler işaretlerini seçim gecesinden önce vermezler. İşaretleri seçim gecesi verirler. Teknolojiyi kullanırlar, hangi partinin iktidara geleceğini birkaç gün önceden tespit ederler.” “Ben de halkın temayülü olan CHP’de siyaset yapmaya karar verdim.
Bu değerlendirmelerin ,bende uyandırdığı his; sadece ikrah hissi.
“Cemaatler akil ve zengin insanlardan oluşan kitle” ymiş. Yunus’un dediği gibi”Sen derviş olamazsın,sen hakkı bulamazsın” demeli herhalde…900 yıllık tasavvuf,tarikat,cemaat kültürü; zenginliğin,mal-mülk sahipliğinin sorgulandığı, bunun yerine dervişliğin önemsendiği bir insanlar topluluğu umardı,önerirdi. Bizler,yani cemaatlerin dışındakiler ;mevcut cemaatlerde Yunus gönlünün, dini idrakinin ,var ve geçerli olmadığının farkındayız da; cemaat mensupları da ; bırakın iç sorgulamayı; cemaat mensupluğunda zenginliği artık cemaate girişin bir geçer koşulu olarak görmekteler. Yazıklar olsun,bunlara,.. acınacak hallerine..
“Cemaatler mevcut sistem içinde hayatını sürdürmeye çalışır” mış.”Devletle,sistemle ihtilaf içinde olanların yanında yeralmazlar” mış. Bunu tutarlı,herhangi bir dini idrake sahip,bir cemaat ve üyesi söyleyebilir mi? Devrim kanunları ile tarikatler, cemaatler,bunların toplandığı tekke ve zaviyeler yasaklanmış, sapkın ve ilkel görülmüşlerdir. Devrim kanunları ile uyumlu olmaya önem veriyorsanız ; niye dini cemaat teşekkül ettiriyorsunuz,o zaman?Gidin,sistemle ihtilafı olmayan Rotary,Lions,ÇYDD,ADD, vs. gibi devrim kanunlarının arzu ettiği seküler cemaatlerin içine giriniz. Üstelik cemaatiniz için iddia ettiğiniz gibi de,değil; gerçekten de, zengin ve kamuoyunda itibarlı üyelerden oluşuyorlar.
“”Cemaatler işaretlerini seçim gecesi verirler” miş. Cemaat mensubu akil (!) insanlar da, bu işaret fişeğinin ucundaki otomat kişiler, bu durumda. ..Bu akıl tarifi ; ne Kant, Descartes, ne de İbn Arabi,İbn Rüşt te var…Ancak neredeyse; çoğu cemaatte; mensuplarının durumu bu…
Kur’anda sıklıkla geçen ”Hiç aklınızı kullanmaz mısınız” tesbiti; tam da, bu yaklaşıma işaret ediyor,olsa gerek…Çarpık zihniyetlerinin sonucunda, bu akılsızlar ; cemaatlerinin temayülü olarak da, CHP ‘ yi saptıyorlar….Sağcı parti CHP açısından da, yadırgatıcı..Tasavvuf kültürünün diyalektiğindeki geldiği nokta açısından da; içler acısı… Gerçi, tasavvuf tarihinde de ,benzer örnekler pek sık mevcuttur da; şimdiki gibi ,toplam yekünde bu anlayış çarpıklığı çoğunluk değildi: Elan; bu ve benzeri anlayışlar , cemaat kültürlerinin ekseriyetine hakim..Bu da , beraberinde, artık bu kapalı,ezoterik cemaat anlayışlarının dünya sistemi lehine,ama, asrın dini idrakinin aleyhine bir olguya işaret ediyor…Cumhuriyetin bireylerinin; aklı,irfanı,vicdanı hür olması değerlendirmesi; tasavvuf kültürlerinin geldiği bu noktanın kat kat ilerisindedir.Cemaatler ya,bu aklıevvellerini alaşağı etmeli,ya da ; kanunla değil,bu defa dejenerasyondan ötürü kepenklerini indirmeliler…
24 Mayıs 2007 Perşembe
Miting kalabalıklarını anlamak
Mitinglerdeki tabloya ve sloganlara bakarsanız; “Atam uyan,memleketin düştüğü duruma bak..” en sık atılan sloganlardan biri…
Ençok satan gazetenin 14 Mayıs 2007 tarihindeki (M.Kemal’ in ölümünün 70 yıl sonrası ) manşeti “ İşte Atam İzmir “..
Allah aşkına; olgunlaşmış bireyler bu üslupla konuşur mu?
Çocukluğumuzun tekerlemeleri, nasıl olur da; erginliğimizin diskuru haline gelir?
Nedir bu lümpen üslup,niye var ?
Bu kısa makalede siyasal nedenleri değil,mitinglere katılan yurttaşlarımızın duygularını anlamaya çalışalım...Siyasal nedenleri,kimlerin neyi hedeflediği,vs.den bağımsız bir analiz tabii ki, eksik kalıyor,ancak bu zaten çokça yazılıyor,toplum psikolojisi üzerine uzman yorumları ise görememekteyiz.
Bir tekil, sağlıklı insan psikolojisi örneğiyle başlayalım;
Diyelim ki; canınızdan çok sevdiğiniz bir yakınınızı kaybettiniz, mezarı başındasınız, içinizden onunla konuşmak ,dertleşmek geçiyor, “şimdi hayatta olsaydın da, çocuğunu ve başarılarını görseydin, ya da gelinlik kızının mürüvvetini seninle paylaşsaydık, vs.gibi yaşanılan ana ilişkin bir şeyler söylenir,kederlenilir…Her normal insan, bunu yaşar…. Bir matem dönemidir,çok olağandır,ayrıca olması da gerekir,.
Ancak aradan 70 yıl geçmiş, yakınınızın mezarı başında, aynı sözü birileri söylüyorsa (diyelim torunlarınız) ; bunu nasıl anlayalım?açıkçası bu durumu normal görmek mümkün mü? Cevabımız evetse; normal,sağlıklı birey psikolojisini yeniden tanımlamak gerekir,
cevabımız hayırsa patolojik olduğunu kabul etmeliyiz..
Ne oldu ki; bu patolojik üslubu mitinglerde duyuyoruz;yada bu bozulmuş toplum psikolojisi nasıl oluşmuş olabilir? :
Seçeneklere göz atalım;
1- Birey yada kitleler ; matem halinden çıkamayıp, psikotik bir süreç geliştirmiş olabilir mi?
Atamızın uyanarak sorunları çözmesi beklenemeyeceğine göre;
bu seçenek uygun görünmüyor,eşzamanlı da değil,olsa olsa ancak kimi 1.kuşak için doğru olabilir.
2- Bu bireyler,sayıları ne kadar çok olursa olsun,olgunlaşmamış olabilirler mi?
Bu prematuriteyi ne hazırlamıştır?Eğitim sistemi mi? Edinilmeye ve yaratılmaya çalışılan, kişi kültü üzerine inşa edilmeye çalışılan yeni/yanlış/olanaksız bir din anlayışı mı? Depolitizasyon ve lümpenleştirme politikaları mı?
3- Obsesif-kompulsif davranış dediğimiz takıntı hali olabilir mi?
Obsesyonlar nasıl üretilmiş olabilir? Hangi zemin/komplo vasatı ;obsesyonların davranış düzeyine (kompulsiyon) aktarılmasına yol açmıştır?
4- Bir seçenek de ;özgürlüğü olmayıp, zorla söyletilmekte olabilecekleridir (ancak bu seçeneğin doğru olmadığı belli, yurttaşlarımızı tanıyoruz.).
Bizdekilerden daha görkemli görüntüleri; K.Kore’de görüyoruz,bu seçeneğe o örnek
daha uygun…
5- Siyasal rejim tam demokratik olmadığından ,kimi gerçek bilgilerin açıklanması /yaygınlaşması da, kanun maddesi ile yasaklanmış olduğundan bireyler ezberlerini çözememekte olabilirler mi?
Konformizm ,yani verilen eğitime ve kimi yalanlara karşı çıkmayıp,sistemle uyumlu
olma halinin ,cazip olmasıdır ,burada kastedilen…
Ancak bu seçenek de doğru olmasa gerek , çünki konformist birey, toplanmaz, gidip Anıtkabir mermerine yüzünü sürmez,olsa olsa oturduğu yerde söylenir..
6- Patrimonyal bir eğitim sürecinden geçip, türlü değerler adına olgunlaşamama/olgunlaşmaktan korkma açıklayıcı olabilir mi?…..Bunun tıptaki karşılığı da; nevrozdur. Yani gerçeği bilirsin de; bir türlü farklı davranamazsın….
7- Ya da bu patrimonyal eğitim süreci ; ideolojinin de öngördüğü üzere ,bir sterilite doğruları/değerleri /sınıfı yaratmıştır.
Steril hayat ; çoğu zaman cazip/ nadiren de bir zaman için olanaklı bir şeydir de…
Örneğin güzel bir deniz kenarında dinleniyorsunuz, kulağınızı tırmalamayan ,sevdiğiniz bir müziği duymak istersiniz.. Ya da,varsayalım; hiç gecekondu görmeden villanıza gitmek istersiniz. Ya da , sahilyolundan giderken, göbeğini kaşıyanları görmek istemezsiniz,vs. vs.
Ancak steriliteye koşullanma örneklerini kamuoyundan da ,bilirsiniz; ucubeye de dönüştürebilir….
Dindarlar için iş kolay olabilir belki; steril ortamın sadece cennette olduğuna inanarak ,es geçebilirler…..Peki inancı zayıf olanlar ne yapsın,ya da hayatının tek amacını daha kaliteli bir hayat geçirmek olarak görenler ne yapsın?
Ne yazık ki !; steriliteyi kalıcı olarak yaşamak mümkün değil..
Şunu anlamakta güçlük çekiyorum;
Bu konu aslında çok ilginç, neden ,şüphesiz benden daha yetkin olan psikiyatristler,sosyal psikologlar durumu açıklayıcı pek çok makale yazmazlar..
Acaba araştırma yapmaktan mı korkuyorlar ?
Hangi toplumsal psikoloji ile olursa olsun ,bu mitingleri dolduran insanların iyiniyeti; toplayanların ise maksatlı olduğu ,siyasi hedefleri çok net bir şekilde,görülüyor... Mutlaka bu insanları , bu olumsuz ve kötü sonuçlar doğurabilecek toplu psikolojiden uzaklaştıracak,özgürce bireysel tercihlerinin önünü açacak bir ortam yaratılması gerektiği de ;çok açık , ortada…
Bir toplu psikoloji örneği vereyim,unutamadığım bir anıdır..Askerdeyken ilk 20gün dışarı çıkılmayıp,temel disiplin eğitimi verilir.Samsun’da eğitim yaptığımız alanın yanında ,bu kenar mahalledeki bir evin balkonuna bir genç kız çıkmıştı,sadece kolları birazca açıktı, bizim bölükte bir-iki söz atmadır derken,baktım neredeyse tüm bölükteki yaşını başını almış uzman doktorların neredeyse tamamı ıslık ve laf atmaya başlamazlar mı? Çocukça diyemiyorum,çok utanç verici bir tabloydu ,anlatamam… Tüm o doktorlar topu topu; 20 gün kadınsız kaldılar Bunu nasıl izah edebiliriz? bilmiyorum.. Diyorum ya; psikiyatristlerin yorumuna ihtiyaç var…
Tıpkı hani Hollywood filmlerinde olur; başroldeki aktör ,bir sahnede örneğin yavaş yavaş alkışlamaya başlar,ardından tüm kitle alkışlar,o psikoloji…
Bana sorarsanız;bu mitinglerde toplananlar için 2. yada 7. şıklar daha uygun…
Doğrusu ben kalabalıkları sevmem..Kalabalık varsa, sorun vardır. Ya savaş,ya karışıklık,ya nümayiş vardır,vs…
Bildiğimiz tekrarlanan en büyük kalabalık olan Arafat’ta toplanmanın temel anlamı da; mahşerin senaryosu içindir ,algılanması içindir..
Bunun dışında insan teki birey olarak dünyaya gelir ve gider…Büyük kalabalıklar tehdit edici /ürkütücü olabilmektedir..Büyük kalabalıklardan birileri hiç te,iyi olmayan niyetlerle yararlanmaktadırlar,en azından 20.yy. siyasal tarihini okuyanlar nice örneklerini bilirler….
Bir de dikkat çekici bir alegori var,toplatıcılar, ısrarla kırmızı-beyaz devrim diyorlar, hani renkli devrimler, liberal (!) Soros’un kışkırtmaları değil miydi,fikir mi değiştirdiler!!!.
Ençok satan gazetenin 14 Mayıs 2007 tarihindeki (M.Kemal’ in ölümünün 70 yıl sonrası ) manşeti “ İşte Atam İzmir “..
Allah aşkına; olgunlaşmış bireyler bu üslupla konuşur mu?
Çocukluğumuzun tekerlemeleri, nasıl olur da; erginliğimizin diskuru haline gelir?
Nedir bu lümpen üslup,niye var ?
Bu kısa makalede siyasal nedenleri değil,mitinglere katılan yurttaşlarımızın duygularını anlamaya çalışalım...Siyasal nedenleri,kimlerin neyi hedeflediği,vs.den bağımsız bir analiz tabii ki, eksik kalıyor,ancak bu zaten çokça yazılıyor,toplum psikolojisi üzerine uzman yorumları ise görememekteyiz.
Bir tekil, sağlıklı insan psikolojisi örneğiyle başlayalım;
Diyelim ki; canınızdan çok sevdiğiniz bir yakınınızı kaybettiniz, mezarı başındasınız, içinizden onunla konuşmak ,dertleşmek geçiyor, “şimdi hayatta olsaydın da, çocuğunu ve başarılarını görseydin, ya da gelinlik kızının mürüvvetini seninle paylaşsaydık, vs.gibi yaşanılan ana ilişkin bir şeyler söylenir,kederlenilir…Her normal insan, bunu yaşar…. Bir matem dönemidir,çok olağandır,ayrıca olması da gerekir,.
Ancak aradan 70 yıl geçmiş, yakınınızın mezarı başında, aynı sözü birileri söylüyorsa (diyelim torunlarınız) ; bunu nasıl anlayalım?açıkçası bu durumu normal görmek mümkün mü? Cevabımız evetse; normal,sağlıklı birey psikolojisini yeniden tanımlamak gerekir,
cevabımız hayırsa patolojik olduğunu kabul etmeliyiz..
Ne oldu ki; bu patolojik üslubu mitinglerde duyuyoruz;yada bu bozulmuş toplum psikolojisi nasıl oluşmuş olabilir? :
Seçeneklere göz atalım;
1- Birey yada kitleler ; matem halinden çıkamayıp, psikotik bir süreç geliştirmiş olabilir mi?
Atamızın uyanarak sorunları çözmesi beklenemeyeceğine göre;
bu seçenek uygun görünmüyor,eşzamanlı da değil,olsa olsa ancak kimi 1.kuşak için doğru olabilir.
2- Bu bireyler,sayıları ne kadar çok olursa olsun,olgunlaşmamış olabilirler mi?
Bu prematuriteyi ne hazırlamıştır?Eğitim sistemi mi? Edinilmeye ve yaratılmaya çalışılan, kişi kültü üzerine inşa edilmeye çalışılan yeni/yanlış/olanaksız bir din anlayışı mı? Depolitizasyon ve lümpenleştirme politikaları mı?
3- Obsesif-kompulsif davranış dediğimiz takıntı hali olabilir mi?
Obsesyonlar nasıl üretilmiş olabilir? Hangi zemin/komplo vasatı ;obsesyonların davranış düzeyine (kompulsiyon) aktarılmasına yol açmıştır?
4- Bir seçenek de ;özgürlüğü olmayıp, zorla söyletilmekte olabilecekleridir (ancak bu seçeneğin doğru olmadığı belli, yurttaşlarımızı tanıyoruz.).
Bizdekilerden daha görkemli görüntüleri; K.Kore’de görüyoruz,bu seçeneğe o örnek
daha uygun…
5- Siyasal rejim tam demokratik olmadığından ,kimi gerçek bilgilerin açıklanması /yaygınlaşması da, kanun maddesi ile yasaklanmış olduğundan bireyler ezberlerini çözememekte olabilirler mi?
Konformizm ,yani verilen eğitime ve kimi yalanlara karşı çıkmayıp,sistemle uyumlu
olma halinin ,cazip olmasıdır ,burada kastedilen…
Ancak bu seçenek de doğru olmasa gerek , çünki konformist birey, toplanmaz, gidip Anıtkabir mermerine yüzünü sürmez,olsa olsa oturduğu yerde söylenir..
6- Patrimonyal bir eğitim sürecinden geçip, türlü değerler adına olgunlaşamama/olgunlaşmaktan korkma açıklayıcı olabilir mi?…..Bunun tıptaki karşılığı da; nevrozdur. Yani gerçeği bilirsin de; bir türlü farklı davranamazsın….
7- Ya da bu patrimonyal eğitim süreci ; ideolojinin de öngördüğü üzere ,bir sterilite doğruları/değerleri /sınıfı yaratmıştır.
Steril hayat ; çoğu zaman cazip/ nadiren de bir zaman için olanaklı bir şeydir de…
Örneğin güzel bir deniz kenarında dinleniyorsunuz, kulağınızı tırmalamayan ,sevdiğiniz bir müziği duymak istersiniz.. Ya da,varsayalım; hiç gecekondu görmeden villanıza gitmek istersiniz. Ya da , sahilyolundan giderken, göbeğini kaşıyanları görmek istemezsiniz,vs. vs.
Ancak steriliteye koşullanma örneklerini kamuoyundan da ,bilirsiniz; ucubeye de dönüştürebilir….
Dindarlar için iş kolay olabilir belki; steril ortamın sadece cennette olduğuna inanarak ,es geçebilirler…..Peki inancı zayıf olanlar ne yapsın,ya da hayatının tek amacını daha kaliteli bir hayat geçirmek olarak görenler ne yapsın?
Ne yazık ki !; steriliteyi kalıcı olarak yaşamak mümkün değil..
Şunu anlamakta güçlük çekiyorum;
Bu konu aslında çok ilginç, neden ,şüphesiz benden daha yetkin olan psikiyatristler,sosyal psikologlar durumu açıklayıcı pek çok makale yazmazlar..
Acaba araştırma yapmaktan mı korkuyorlar ?
Hangi toplumsal psikoloji ile olursa olsun ,bu mitingleri dolduran insanların iyiniyeti; toplayanların ise maksatlı olduğu ,siyasi hedefleri çok net bir şekilde,görülüyor... Mutlaka bu insanları , bu olumsuz ve kötü sonuçlar doğurabilecek toplu psikolojiden uzaklaştıracak,özgürce bireysel tercihlerinin önünü açacak bir ortam yaratılması gerektiği de ;çok açık , ortada…
Bir toplu psikoloji örneği vereyim,unutamadığım bir anıdır..Askerdeyken ilk 20gün dışarı çıkılmayıp,temel disiplin eğitimi verilir.Samsun’da eğitim yaptığımız alanın yanında ,bu kenar mahalledeki bir evin balkonuna bir genç kız çıkmıştı,sadece kolları birazca açıktı, bizim bölükte bir-iki söz atmadır derken,baktım neredeyse tüm bölükteki yaşını başını almış uzman doktorların neredeyse tamamı ıslık ve laf atmaya başlamazlar mı? Çocukça diyemiyorum,çok utanç verici bir tabloydu ,anlatamam… Tüm o doktorlar topu topu; 20 gün kadınsız kaldılar Bunu nasıl izah edebiliriz? bilmiyorum.. Diyorum ya; psikiyatristlerin yorumuna ihtiyaç var…
Tıpkı hani Hollywood filmlerinde olur; başroldeki aktör ,bir sahnede örneğin yavaş yavaş alkışlamaya başlar,ardından tüm kitle alkışlar,o psikoloji…
Bana sorarsanız;bu mitinglerde toplananlar için 2. yada 7. şıklar daha uygun…
Doğrusu ben kalabalıkları sevmem..Kalabalık varsa, sorun vardır. Ya savaş,ya karışıklık,ya nümayiş vardır,vs…
Bildiğimiz tekrarlanan en büyük kalabalık olan Arafat’ta toplanmanın temel anlamı da; mahşerin senaryosu içindir ,algılanması içindir..
Bunun dışında insan teki birey olarak dünyaya gelir ve gider…Büyük kalabalıklar tehdit edici /ürkütücü olabilmektedir..Büyük kalabalıklardan birileri hiç te,iyi olmayan niyetlerle yararlanmaktadırlar,en azından 20.yy. siyasal tarihini okuyanlar nice örneklerini bilirler….
Bir de dikkat çekici bir alegori var,toplatıcılar, ısrarla kırmızı-beyaz devrim diyorlar, hani renkli devrimler, liberal (!) Soros’un kışkırtmaları değil miydi,fikir mi değiştirdiler!!!.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)